|
Özel Görelilik Teorisine Otopsi |
İzlediğim bir televizyon haberinde, bir okul hizmetlisi, temizlik yaparken bulduğu bir ders kitabını karıştırırken gördüğü bir yanlışlığın üzerine gidip, asıl doğruyu akıl edebilmenin verdiği coşku ile bulgusunu anlatıyordu. Ders kitabında ayın yörüngesi dünya merkezli bir çember olarak tanımlanmıştı. Hizmetli dünyanın da güneş etrafında döndüğü bilgisi eşliğinde bir adım ileri formatta düşününce ayın yörüngesinin gerçekte helisel yay gibi olacağını akıl etmişti ve bu konudaki çabaları tv muhabirine kadar ulaşmıştı. Hizmetli, kamera için deney düzeneğiyle görsel kanıt da hazırlamıştı. Kanalın haber merkezi bir akademisyeni yayına bağladı. Fakat bu akademisyen hazırlıksız yakalandığından olsa gerek olaya vâkıf olamadı ve genel söylemler ile geçiştirdi. Ben de üzüldüm. Çünkü ezberciliğin yaygın olduğu ortamda amatör ruhlu bilim insanının başarısı hak ettiği olumlanmayı alamamıştı ve o hizmetlinin zihinsel çabası düzgün neticelenmemişti. Sanırım o akademisyen de canlı yayından sonra üzülmüştür.
Benzer şekilde bir popüler bilim dergisinin okur mektupları köşesinde özel görelilik teorisi hakkında itiraz üretip anlamak isteyen birine verilen yanıt da soruya odaklanmamıştı; genel ve ilgisiz argümanlar öne sürülerek, adeta okurun negatif duygulanımına sebep olunmuştu. Seneler sonra kozmoloji konusunda yaptığım bir araştırma sırasında bunları hatırladım. Yaptığım çalışma, yan ürün olarak ışık kinematiğinde yeni parametre tanımları üretmişti ve bazı bilimsellik ilkelerini daha keskin olarak analize katmayı gerektirmişti. Tüm bunlar dolaylı olarak özel görelilik teorisini saydam hale getiriyordu ve çıkarımlarının irdelenmesine olanak veriyordu. Kuşkusuz özel görelilik teorisi bilimsel paradigmaya yeni ufuklar açmıştı ve gizem tutkumuza zaman yolculuğu gibi heyecan yüklü bir rüşvet de sunmuştu. Bu nedenle popüler olmuştu; adeta idol haline getirilmişti. Popüler bilim dergilerinde sıkça işlenerek gençlerin bilim ilgisinin kışkırtılması için sıkça işleniyordu. Fakat ilginçtir teknik içeriğine yasa gibi muamele edilip metnin neredeyse tamamı fantastik çıkarımlarının açılımlarına, örneklenmesine ayrılıyordu. Teori yüzüncü yılında tüm bilim dünyasındaki etkinliklerle kutsanmıştı. Oysa bir anahtar bilgi (tıpkı okul hizmetlisinin referans sistemini dünyadan güneşe taşıması gibi basit fakat bir adım ileri olan bir işlem eşliğinde) teorinin temelini sarsıyordu. Bu tablo karşısında özel görelilik teorisinin yanılgılarının işlenmesi asıl çalışmamın önüne geçti. Özel görelilik teorisini daha sistematik kalıpta ele aldım ve “Sahte Bilim” adlı kitap ortaya çıktı. En etkili tespitlerimden biri özel görelilik teorisinde rutin bilimsel indirgeme ya da izolasyon olanağının (bilindiği gibi doğal olaya pek çok yan etken eşlik eder; olay, özünün kolay çözümlenmesi için elementer hale getirilir) aşırı ölçüde kullanılmış olmasıydı. Teorik analizde ışık kaynağının ya da ortamın rölatif hızının sabit yapılması ve ışık aktörü ile kaynağın aynı doğrultuda analiz edilmesi hesap kolaylığı adına isabetli indirgemelerdi; ancak, ışık aktörü ile ışık kaynağının aynı yönde analiz edilmesi aşırı bir izolasyondur. Nitekim doğada kaynağının gidiş yönüne zıt yönde giden ışık vardır ve bu pozisyon teorinin tıpkı analizinde farklı sonuçlar veriyor. Bir diğer aşırı izolasyon ise teorinin yalnızca iki partner ile görelilik kurmasıdır. Oysa evren iki cisimden ibaret değildir. Nitekim üçüncü bir aktör tıpkı evliliklerde olduğu gibi ilişkinin tutarlılığını tehdit etmektedir. Bir de fizik kurallarını evrensel ölçekte yeniden düzenleme iddiasında olan bir teorinin temel postulalarından birinin yerellikten arındırılamamış olması çok önemli. İşte bu yüzden teori bugüne kadar etkinliğini sürdürebilmiş, savunulabilmiş. Bu yerel postulanın disipliner yöntemle yeniden yapılandırılması, ışık kinematiği ve uzay-zaman karmaşasını saydam hale getirmektedir. Uzantısında uzay-zaman analizleri uzunluk ve zaman boyutu birimleri ile oynamaksızın gerçekleştirilebiliyor. Teorinin heyecan ve gizem yüklü çıkarımları ile doğanın bir sırrının daha meydana çıkarılması anlamındaki yüksek yorumları hayranlık eşliğinde benimsenmesine neden olmuşsa da teknik özünün çoğunlukça anlaşıldığını söylemek zordur. Teknik içeriğin detaylı ve açık olarak anlatılması bir ihtiyaçtır. Teorinin anlaşılması ve irdelenmesi, ezber kalıbı yerine düşünsel performans ve teknik vizyona katkı yapmaktadır. Bu popüler bilim kitabında irdelemeler Einstein ile tartışma formatında işlenmiştir. Teori, psikolojik motivasyonlar ve etkenler de dahil olmak üzere tüm yönleriyle otopsiye tabi tutulmuştur. Galileo olayı, bilimsel paradigma için bir sıçrama noktası olmuştur. Evrensel olaylarda yerel koşullardan bakışın isabetli olmayabileceği, resmin bütününü esas almanın daha önemli olduğu anlaşılmıştır. Resmin bütününü görebilmek ise düşünceyi forse etmekten, düşünsel referansları en kapsayıcı çerçevede seçmekten geçiyor. Özgen Ersan (Müh.- Araştırmacı yazar) |